Recep Tayyip ERDOĞAN
Başörtülü kızların üniversitelerde okuyabilmesi için Meclis'ten 411 oy çıktı mı? Çıktı. Peki Kılıçdaroğlu türban sorununu ancak biz hallederiz diyor. Dürüst ol dürüst. Anayasa Mahkemesi'ne kim götürdü? Onun altında senin de imzan var. Şimdi hangi yüzle ben çözerim diyorsun.
Etyen MAHÇUPYAN (Referanduma yönelik)
Eğer sonuç ‘hayır’ olursa, ‘hayır’ diyenler bile ertesi gün daha bağnaz ve geri bir Türkiye’ye uyanacaklar. Rakibi yenmenin aldatıcı coşkusu geçtiğinde, herkes kendisini yenik ve enayi hissedecek... Buna karşılık ‘evet’ çıkarsa, oylamada ‘hayır’ demiş olanlar bile ‘aslında’ böyle daha iyi olduğunu itiraf edecekler.
Recep Tayyip ERDOĞAN
AK PARTi bu milletin taleplerinin, hayallerinin karşılığı olmuştur. AK PARTi'yi Ahmet, Mehmet, Hasan, Hüseyin değil, milletin ta kendisi kurmuştur. Onun için AK PARTi milletin partisidir, bir bireyin değil. Onun için hep birlikte sahipleneceğiz ve geleceğe de partimizi inşallah aynı inançla taşıyacağız
Recep Tayyip ERDOĞAN
Anneliğin ideolojisi yoktur... Anneliğin siyaseti yoktur, sağcılığı, solculuğu yoktur... Oğlu her ne sebeple hayatını kaybetmiş olursa olsun... Yozgat'taki anne ile, Hakkari'deki anne, oğullarının başında aynı duayı ediyorsa, evladı için Yasin ve Fatiha okuyorsa, cemaat aynı kıbleye dönüyorsa, burada çok ciddi bir yanlış olduğu ortadadır.

Herkesin bildiğini söylemek gibi kötü huylarım olmamakla birlikte Türkiye'nin en çok yalan haber barından gazetesi Hürriyet'in yazarlardan biridir Ayşe ARMAN. Bu kadar yalan haberinden mütevellit ben bu gazetenin ne haberine ne başlığına ne de yazarına itimat etmiyorum ve hiç birini okumuyorum. Fakat bazen orda burda bu kişiler ister istemez insanın karşısına çıkıyor ve (o kadar saçma işlerle) merak uyandırıyorlar ki insan okumadan geçemiyor.

Ayşe ARMAN denilen gazeteci bozuntusunun okuduğum ilk ve tek yazısı bu kadının çarşaf giyerek muhafazakar plajlara sızdığı ve kapalı bayanların dünyasına yönelik yaptığı ajanlık yazısıydı.

Evet o kadar cahil ki oraya elini kolunu sallayarak girebilecekken tebdili kıyafet girmesi gerektiğini düşünüyor. İşin acısı bazıları da buna inanıyor

Neyse bugün bahsedeceğim yazısı o dillere destan casusluk yazısı değil ama fırsat bulursanız okumanızı ve gülmenizi tavsiye ederim.

Bugünse yazdığı başka bir saçmalıktan bahsedeceğim. Ayşe hanım(!) ilk kez seçim otobüsüne binmiş. Tebdili kıyafet değil bildiğiniz çıplak haliyle CHP otobüsüne. Gerçi o otobüsün mazisinde travestiler, otobüsün ağır toplarında kasetler yakalanmış olsa da ayşe kızımız kendine güvenen bir çıplaklıkla binmiş chp seçim otobüsüne ve başlamış gördüklerini kaleme almaya...

Memur kemali anlatıyor heyecanla...

Çok duyarlı, çok sahici, empati yeteneği tavan yapmış biriymiş. Nerden anlamış?
Seçim otobüsünde gördüğü herkese el sallamasından :))

Yahu be kadın sen hiç mi seçim otobüsü görmedin bunu en çakma gandiler bile yapıyor.

Çok çalışkanmış, bir saat iki saat yapmıyormuş bunu bütün gün yapıyormuş.

Bir de mitin alanlarına kadınlar, çocuklar da geliyormuş neymiş efendim CHP yaşlıların partisi değilmiş
Sormak lazım Seçim otobüsünün içindeki en genç kişi kaç yaşında? Bunun "chp yaşlıların partisidir"den anladığı "yaşlılar oy verdiği" galiba :) Geçmişi hatırlayan amcalar chp ye neden oy versin a sazanım :)

Bir de kemal efendiyi rock stara benzetmiş bak buna diyecek bir lafım yok malum eküri bahçelinin de facede dolaşan bateri solosu var. :))

Daha bitmedi malum önümüz referandum anlatacak övecek ya kemal efendiyi atmış da tutturamamış.

Diyor ki ayşe hanım Tayyip ERDOĞAN daha 22 ili ziyaret etti. Kemal efendi 53 ili ziyaret etti üstelik 400'ün üzerinde miting yaptı :). Yahu bahçeli kadar matematiğin de mi yok? 400 miting ne demek? 53 il de 400 miting yapmak demek her ilde 8 miting yapmak demek bunlar okey dörtlüsünü bulup miting yaptıklarını mı sanıyor acaba :D

Yok yok hala bitmedi bir de kemal efendinin maddeleri açıkladığını söylüyor, basın yazmıyormuş. Fikrine tükürdüğüm chpli il başkan yardımcısı "ben sizin oyununuza gelmem maddelerin içeriğine girmiyeceğim" diyor kemal efendi hangi maddeyi açıklıyor?

Kemal efendiyi anlattı bitti sıra geldi Tayyip ERDOĞAN'a taş atmaya onu da kendi yapmıyor gözüne takılan pankartlardan seçiyor neymiş efendim

"Delikanlılık ömür boyu sürer, artizlik one minute!" müş

Kemal efendi baykal istifa ettiğinde one minute delikanlı olup ben aday olacam dedi mi?

Ne dedi?

-Aday olmayacağım!

Peki ne oldu?
Hani delikanlılık?

Adama sorarlar yazdığınız pankartları öyle oturduğunuz yerden(cem yılmaz misali) atmakla olmuyor bu işler.

Haaa bir de yazının sonunda bir şeye dikkat çekmiş. Otobüsün içinde "War room" diye bi yer varmış. stratejiler konuşuyormuş. Aynen aktarıyorum yazısından

--------------------------------------------------------------
Arkada “war room” diye bir oda var, stratejiler konuşuluyormuş.
Çaylar, kahveler geliyor.
Hatta köfte ekmek.
Uzun uzun sohbetler yapılıyor.
--------------------------------------------------------------

Empatiye bak! halkçılığa bak! gerçekçiliğe bak!

Ayşeeee ayşeeee uyan kızım!

Ramazan ayındayız bu halkın %90'ı oruç tutarken bunların bu tutumunu buraya yazman hiç hoş olmadı. Gerçi senin haberin olmadığı gibi onların da haberi yoktur sorun yok :)))

İşte böyle bir yazıdan bir daha anladım ki

Bu kadar cehalet tahsil ile mümkündür!

Allah bizi tahsilli cahillerden korusun (Amin desenenize :)

Osmanlı Saray'nın hayrlı etkisiyle(sarayın kalbur üstü kişiler, vezirler, memurlar vs), yüzyılların bir kanaviçe gibi işlemiş olduğu "Üsküdarlılık" kendini her şeyden önce insan ilişkilerinde belli eden müstesna bir haslettir.

Bu hasletin en belirgin özellikleri:
1. Güler yüzle candan bir selam vermek,
2. Nezaketle hal hatır sormak,
3. Muhatabın sevincine ve kederine yapmacıksız bir şekilde samimiyetle iştirak etmek,
4. Hizmette ve yardımda sehâvetle, tevazuyla ve gönüllü olarak öne çıkmak,
5. Komşu hakkını ve hatırını kendi ailesininkiyle aynı seviyede tutmak,
6. Hasta ziyaretini ihmal etmemek,
7. Ticarette muhatabının hakkını sehâvetle kurumak,
8. Fukara-i sâbirîni kollayıp gözetmek,
9. Mahallenin ırzına, namusuna, edebine, terbiyesine, düzenine, emniyetine sahip çıkmak,
10. Komşularının, mahallesinin, beldenin bütün sakinlerinin sıhhat ve afiyeti için keza beldenin herk türlü tabii ve ictimai afetten korunması için derununda Cenab-ı Hakk'a her gün samimiyetle niyazda bulunmaktır.
11. Üsküdarlılık aynı zamanda Üsküdar'dan büyük bir haz duymak ve bunu iftiharla ifade edebilmektir de.
12. Üsküdarlı olabilmek için bu mübarek beldenin geçmişini, eski eşrafını ve evliyalarını tanımak, yüzyılların tesis ettiği örf ve adetlerine sahip çıkmak, bunları korumak ve bizzat yaşamak lazımdır.

Kısacası: Üsküdar'da bugün yaşamak kolaydır, huzur vericidir, zevklidir, ilgi çekicidir amma Üsküdarlı olmak maalesef, artık her babayiğidin karı değildir.

******************************************************************
Der Meşhur Üsküdarlı üstad Ahmet Yüksel ÖZEMRE

Buna binaen kendimi Üsküdarlı olmaya çalışan, yarı üsküdarlı olarak tanıtabilirim.
İlla memleketimi soracak olursanız, İstanbul varken başka bir yeri memleket diye anmaktan hicap duyarım.

Yaklaşık bir ay sonra Türkiye, anayasa değişikliği için referanduma gidecek. Daha önce 29 Mart 2009 seçimlerinde AK Parti ve diğerleri haline dönüşen Türkiye şimdi de Evetçiler ve Hayırcılar diye ikiye ayrılmış durumda
Evetçiler maddeleri anlatmak için çalışırken, hayırcılar ise "AK Parti hazırladıysa hayır" deyip tarafını belli etmeye çalışıyor. Oysa hayırcıların ve evetçilerin ortak söylemi "82 Anayasasını istemiyoruz"

Peki Nedir bu anayasa değişikliği?

Oturup da 27 maddeyi anlatacak değilim, ilgilenen zaten bakar bulur. Fakat bu değişilik paketinde öyle maddeler varki bahsemeden geçmek mümkün değil.
Kadınların, çocukların korunması veya işçi hakları gibi çok önemli maddeler olmakla birlikte bu pakette ilk kez 82 Anayasasının kalbine dokunuluyor.

Önce şu 82 Anayasasının paketteki maddelerini 80 darbesine yönelik bir incelemekte fayda var. Ne yazıyor mevcut anayasada;

Anayasa Mahkemesi 11 Asil,4 yedek üyeden oluşuyor
Kim seçiyor? Cumhurbaşkanı!
Görev süresi? Emekli olana kadar!
Görevi? Meclisi kontrol etmek!

HSYK Adalet Bakanı ve müsteşarını çıkar 5 kişiden oluşuyor.
3 Yargıtay, 2 Danıştay
Kim seçiyor? Yargıtayın ve danıştayın gösterdiği adaylar arasından Cumhurbaşkanı
Peki yargıtay ve danıştayın üyelerini kim seçiyor? HSYK (İşte bir kısır döngü)
Görevi? Hakim ve Savcıların atamalarını yapmak. Yüksek yargıyı temsil etmek.

Bir de askeriye var. Tamamen özerk bir yapı.
Kendine ait bir yargısı var. İstediği kişiyi sivil, asker ayrımı yapmadan yargılayabiliyor.
Kararları sorgulanamıyor bile.

Peki 80 darbesinden sonra bunların başında kim vardı?
80 darbesinin kahramanı(!) Kenan EVREN.

80'de illegal yolla iktidarı eline alıp 82 de hazırlattığı Anayasayla iktidarını legal hale getirdi ve kendi padişahlığını ilan etti.
Asker kendine bağlı!
Anayasa Mahkemesi kendine bağlı!
Meclisi kendi görevlendirdi ama önüne de Anayasa Mahkemesini koydu
HSYK kendine bağlı!

89'da emekli oldu ama 30 yıldır AYM hala onun zihniyetini taşıyor
HSYK zaten kısır bir döngüde
Asker desen yarı bağımsız.

12 Eylülde yapılacak referandumda, Evren'in mutlak otoratesine son verip, ilk kez millet otoritesinin egemen olduğu bir paketi oylayacağız. Oylayacağız da bu sorunlar tamamen bitecek mi? Kısmen de olsa EVET!

13 Eylül'den itibaren,
AYM' üyelerinin görev süresi 12 olacak (bu bile fazla ama olsun)
AYM üye sayısı 17 olacak 14'ünü cumhurbaşkanı -ki cumhurbaşkanını da halk seçiyor- 3'ü de milletin iradesinin tecelli ettiği Meclis tarafından seçilecek. Hemen sevinmeyin seçecekleri kişileri kafalarına göre değil çeşitli kurumların tavsiye edeceği kişiler arasından seçecekler.

HSYK'daki kısır döngü kırılıyor.
Üyeler, danıştay, yargıtay, yerel mahkemeler, yök, avukatlar arasından seçilecek. Yüksek Yargı çok katılımlı ve tarafsız bir hale geliyor.

Askeriyenin yargı gücü sivil yargıya geçiyor. Asker artık sivilleri yargılayamayacak, kendini bile yargılarken sınırları olacak, suç işleyen askeri sivil mahkemeler yargılayacak. Millet askere değil asker millete hesap verecek.
Bir de YAŞ kararlarına yargı yolu açılıyor ki onu hiç hesaba katmıyorum bile...

Şimdi Anayasada böylesine demokratik ve cumhuriyetçi değişiklikler olurken, bu değişikliklere "HAYIR" diyenlerin cumhuriyetçi, halkçı, milletçi, milliyetçi geçinmeleri ise işin en komik tarafı. Gerçi "Halka rağmen halk için" sloganları atanlardan da fazlasını beklemek heralde abesle iştigal olur.

12 Eylül'de halk, milletin iktidarı eline almasıyla, devletin monarşik düzeni koruması arasında seçim yapacak.13 Eylül sabahı anlayacağız ki 90 yılda cumhuriyet sistemini gerçekten benimsemiş miyiz yoksa ben bilmem beyim bilir zihniyeti devam mı ediyor

"Kimse beni benden daha fazla düşünemez, bu sebeple iktidarın mutlak sahibi benim!" deyip "EVET" diyeceğim

İnanıyorum ki, 13 Eylül'de daha demokratik bir Türkiye'de güne "merhaba" diyeceğiz.


Referandum çalışmalarının yoğunluğunu yaşadığımız şu günlerde değer verdiğimiz arkadaşlarımıza vakit ayırmak her ne kadar zor olsa da arada yaptığımız kaçamaklarla birbirimize vakit ayırıyoruz. İşte bu kaçamaklardan birinde değerli dostlarımızdan biri olan Ensar Feyzullah İNCE'yle akşam saatlerinde bir araya geldik. Bir kaç saatlik sohbetin ardından Ensarlara geçip film izleme kararı aldık.

İki seçeneğimiz vardı;
American Gangster
Chaos

Her ne kadar önce American Gangster'den başlamış olsak da filmin ilk yarım saatinde Ensarın kanepede sızdığını fark edinceye kadar film gayet güzel devam ediyordu. Derken Ensar gözlerini araladı ve filmde kopan sahneler olduğu gerekçesiyle ikinci filme geçtik. Maalesef ki hazin son yine aynı Ensar filmin ilk yarısında uykuya daldı.

Gelelim filme!

Chaos daha önce izlediğim beğendiğim ve Ensara izlesin diye verdiğim filmlerden biri ama ikinci kez izlemek bu güne kısmetmiş. Aksiyon filmlerinden hoşlanan filmin sonunu tahmin edilemeyeceğini filmlerden hoşlanan biriyseniz bence bu film tam size göre.
Film akıl oyunlarıyla dolu bir banka soygununu konu alıyor. Sürekli aksiyon ve sürekli şaşırtıcı zihninizi zorlayıcı kendinizi önce soygunun içinde sonra da polis olarak suçluları yakalayan bir ekibin içinde buluyorsunuz. Filmin akışına kapılıp sona yaklaştığınızda aslında sadece bir izleyici olduğunuzu fark ediyor ve filmin sonunda acaba iyiler mi kazandı yoksa kötüler mi kazandı ikileminde kalıyorsunuz.

Sonuç olarak ikinci kez izlemiş olmama rağmen ikinci kez aynı hazzı duyduğum güzel bir film.
DVD'nizi alıp plazmanızın karşısına geçip soluksuz bir film izlemek ve film bittikten sonra yok artık demek istiyorsanız kaçırmayın  derim.

İyi seyirler...

«  1  2  3  4  5  6  7  8 » 
Uğrak Noktaları
Takip Edilesiler